24/06/2026
Çağımızın en öncü sanatçılarından Yoko Ono’nun İçses ve İçyapı başlıklı sergisi 25 Haziran’dan itibaren Sakıp Sabancı Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Akbank’ın desteği ve İspanya’nın León kentindeki çağdaş sanatlar müzesi MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) işbirliğiyle Yoko Ono’nun Türkiye’de bugüne dek gerçekleşen en kapsamlı sergisine ev sahipliği yapıyor.

25 Haziran’da sanatseverlerle buluşan Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergisi, kariyerine 1950’lerin sonlarında New York’un avangart sanat çevresinde başlayan Yoko Ono’nun yetmiş yılı aşan sanatsal üretiminden kapsamlı bir seçki sunuyor. Ono’nun en erken ve en etkili yapıtlarından bazılarını da içeren 67 yapıtı bir araya getiren sergi, sanatçının kariyeri boyunca çalıştığı pek çok biçime; erken dönem talimat parçaları ve kavramsal yapıtlardan performans, film, enstalasyon ve katılımcı işlere uzanıyor. Sanatçının farklı disiplinlere yayılan öncü pratiğinin geniş kapsamını ortaya koyuyor.
Sergi adını, Ono’nun 1964’te ortaya attığı ve serginin kavramsal çerçevesini oluşturan içses ve içyapı kavramlarından alıyor. Bahçe de dahil olmak üzere, Sakıp Sabancı Müzesi’nin tüm mekânlarına yayılan sergi, Ono’nun kariyerinin farklı dönemlerinden yapıtları bir araya getirerek ziyaretçileri hayal gücü, algı, katılım, hafıza, barış ve insanlar arası bağlar üzerine düşünmeye davet ediyor.

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı, Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergisini şöyle değerlendirdi: “Akbank olarak kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarımızı girişimcilik, eğitim ve kültür-sanat olmak üzere üç ana başlık altında yürütüyoruz. Fakat kültür sanatın yeri her zaman ayrı. Özellikle çağdaş sanat, genç, dinamik ve sürekli dönüşen yapısıyla insanı düşünmeye, sorgulamaya ve dünyaya farklı bir perspektiften bakmaya teşvik ediyor. Bu anlayış doğrultusunda kurulduğu günden beri Sakıp Sabancı Müzesi’yle farklı projeleri heyecanla hayata geçiriyoruz. Bu yıl da çağdaş sanatın en özgün isimlerinden Yoko Ono’nun eserlerini sanatseverlerle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Şiirden videoya, heykelden enstalasyonlara uzanan sergimiz, ziyaretçiye klasik bir müze deneyiminin ötesinde, çok katmanlı ve yaşayan bir deneyim sunuyor. Tüm sanatseverleri bu özel sergiyi görmeye davet ederim.”
Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Ahu Antmen, “1950’lerin sonlarından günümüze çağdaş sanatın seyrini derinden etkilemiş Yoko Ono’yu öncü sanatçı kimliğiyle izleyicimizle buluşturabildiğimiz için çok mutluyuz. Bu sergide Yoko Ono’yu, popüler tahayyüldeki imajıyla değil, kavramsal sanat, Fluxus, performans sanatı, feminist sanat, katılımcı sanat gibi birçok çağdaş sanat akımına katkılarıyla sanat tarihindeki yeri itibarıyla tanıyor olacağız.” dedi.
Yoko Ono Stüdyo’nun direktörü ve serginin küratörlerinden Connor Monahan, “Yetmiş yıla yayılan yapıtları kronolojik bir anlatı izlemeden bir araya getiren sergi, tüm bu yapıtların merkezinde yer alan temel yaklaşımı ortaya koyuyor. Ono’nun yapıtları, mecrası ya da ölçeği ne olursa olsun, izleyiciyi tekrar tekrar aynı davete çağırıyor; yapıtın içine girmeye, katılmaya ve kendi eyleme gücünü fark etmeye. Bu davet müzenin duvarlarının ötesine uzanarak, bağ kurmaya ve değişim ihtimaline açılıyor.” dedi.

Serginin küratörlerinden Jon Hendricks, “Yoko Ono müthiş bir sanatçı. Palet yerine kavramlar kullanıyor. Şarkıdan filme, sözcüklerden enstalasyonlara geçiyor; şiir ise hep orada. Çağları aşan bir sanatçı o.” dedi.
MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) Direktörü Álvaro Rodríguez Fominaya, “Bu sergi, performans sanatı ve deneysel filmin öncülerinden biri olan Yoko Ono’nun geniş kapsamlı pratiğini; sanatçının mekân, mimari ve enstalasyona dair düşünceleriyle birlikte ele alıyor. Sanatçının yetmiş yıla yayılan sanatsal arayışını izleyen sergide, tüm bu unsurlar birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları olarak öne çıkıyor. Yoko Ono’nun sanatına kapsamlı bir yolculuk sunan sergi, izleyiciyi katılım yoluyla sürece dahil ediyor. MUSAC olarak, Sakıp Sabancı Müzesi gibi saygın bir kültür kurumuyla işbirliği yapmak ve Yoko Ono: İçses ve İçyapı gibi anlamlı bir projeyi paylaşmak bizim için büyük bir onur.” diye belirtti.
Sergiye, MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) işbirliğiyle hazırlanan Türkçe-İngilizce sergi kataloğu da eşlik ediyor. Sergi süresince çocuk atölyeleri, performanslar, konuşmalar ve çeşitli etkinlikler de düzenlenecek.
İçses ve İçyapı sergisi, 25 Haziran–27 Aralık 2026 tarihleri arasında pazartesi günleri hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergisi hakkında
Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergisi, Yoko Ono’nun stüdyosu Studio One, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) ve İspanya’nın León kentindeki çağdaş sanatlar müzesi MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) işbirliğiyle ve Akbank’ın desteğiyle gerçekleşiyor. Studio One ile birlikte geliştirilen sergi, MUSAC ve SSM’nin mekânsal özellikleri ve iki kurumun küratoryal yaklaşımları doğrultusunda şekillendi. Gezici bir sergi değil, kurumsal bir işbirliğinin sonucu olan Yoko Ono: İçses ve İçyapı, 8 Kasım 2025–17 Mayıs 2026 tarihleri arasında León’daki MUSAC’ta izleyiciyle buluştuktan sonra, 25 Haziran–27 Aralık 2026 tarihlerinde SSM’de yer alıyor.
Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergisinin küratoryal çerçevesi, Yoko Ono’nun Studio One ekibinden Jon Hendricks ve Connor Monahan, MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) Direktörü Álvaro Rodríguez Fominaya ve Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Ahu Antmen tarafından oluşturuldu.
Yoko Ono’nun ilk kez 20 Temmuz 1964’te Japonya’nın Kyoto kentindeki Yamaichi Salonu’nda gerçekleştirdiği bir konser ve sergide kullandığı içses ve içyapı kavramları, serginin başlığını ve kavramsal çerçevesini oluşturuyor. Ono’nun yetmiş yılı aşan kariyeri boyunca ürettiği yapıtları bir araya getiren sergi, sanatçının pratiğinin farklı alanlarından belli başlı örnekleri sunuyor; kronolojik bir anlatı izlemek yerine, farklı dönem ve disiplinlerden yapıtları birbirleriyle diyalog içinde ele alıyor.
Serginin temel referans noktalarından biri, Ono’nun 1953 ile 1964 arasında yazdığı partisyonları içeren, talimat parçalarından oluşan dönüm noktası niteliğindeki kitabı Greyfurt’tur (1964). Dili bir mecra olarak kullanan bu yapıtlar, okur ve izleyicilerden yapıtı kendi zihinlerinde hayal etmelerini, icra etmelerini ya da tamamlamalarını ister. Bu yayın, Ono’nun sonraki yıllarda ve çok çeşitli biçimlerde süren üretimini besleyen fikir ve yöntemleri ortaya koyuyor.

Sergide yer alan ve bu erken dönemden doğan yapıtlar arasında Daire Çizme Resmi (1964), Çuval Parçası (1964), Onarma Parçası (1966), Beyaz Satranç Takımı (1966) ve Gökyüzü Merdivenleri (1968) bulunuyor. Talimat, nesne, performans ve katılım arasında hareket eden bu yapıtlar, Ono’nun erken dönemden itibaren sanat yapıtı ile izleyici arasındaki yerleşik ayrımlara nasıl meydan okuduğunu; yapıtı nesnenin kendisinin ötesine, yaşanan deneyimin alanına taşıdığını gösteriyor.
Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesi de dahil olmak üzere tüm mekânlarına yayılan sergi, izleyiciyi katılıma ve katkıda bulunmaya davet eden çok sayıda yapıtı içeriyor. Bunlar arasında ziyaretçileri yapıtın içinden geçerek sergiye kendi yollarını seçmeye davet eden Kendinden Geçiş (1990); hareket, algı ve keşifle deneyimlenen şeffaf labirent Şaşırt (1971); kişisel sevinç ve kederler üzerine düşünmeye çağıran Temizlik Parçası (1996); annelere dair düşünce ve duyguların kolektif bir ifadesi olan Benim Annem Güzel (2004); ziyaretçilerin haritalara IMAGINE PEACE [BARIŞI HAYAL ET] damgası basabildiği Harita Düşleme Parçası (2003); kadınları yalnızca gözlerini gösteren fotoğrafları ve yazılı tanıklıklarını paylaşmaya davet eden Yükseliş (2013); kırık fincan ve tabakların farklı biçimlerde onarıldığı Onarma Parçası (1966); ziyaretçilerin felaketler üzerine kendi düşüncelerini ekleyebildikleri Cırcır Böcekleri (1997) ve kişisel dileklerin sergi boyunca biriktiği Dilek Ağacı (1996) yer alıyor. Bu yapıtlar aracılığıyla anlam, katılımcıların eylemleri, kararları ve katkılarıyla ortaya çıkıyor.
Nehir Yatağı (1996), Sabah Işınları (1997), Üç Höyük (1999/2008), Görünmez Bayraklar (2015) ve Görünmez İnsanlar (2009/2017) gibi yapıtlar, Ono’nun 1990’lardan itibaren enstalasyon ve mekâna duyarlı formlarla artan ilgisini yansıtıyor; müzenin girişinde ise Türkçe ve İngilizce EYLEM ZAMANI (2012) başlıklı bir dizi pankart yer alıyor. MUSAC ve SSM’nin farklı mekânsal özelliklerine göre uyarlanan bu yapıtlar, mekânın kendisinin Ono’nun pratiğinde giderek daha önemli bir mecraya dönüştüğünü gösteriyor.
Yoko Ono’nun ilk kez 1964’te Kyoto’da gerçekleştirdiği Kesme Parçası, sergide 1965 New York performansı ile 2003 Paris performansının dokümantasyonu aracılığıyla temsil ediliyor. Aradan neredeyse kırk yıl geçtikten sonra sunulan bu performanslar, yapıtın zaman içinde değişen anlamlarına güçlü bir bakış sunarken, kalıcı güncelliğinin de altını çiziyor. Bu performans yapıtlarının yanı sıra sergide Film No. 5: Gülümse (1968), “TECAVÜZ” (1968) ve Özgürlük (1970) gibi Ono’nun film alanındaki çalışmaları da yer alıyor.
Sergiye, MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) işbirliğiyle hazırlanan Türkçe-İngilizce sergi kataloğu da eşlik ediyor. Ahu Antmen, Álvaro Rodríguez Fominaya, Connor Monahan ve Jon Hendricks’in metinlerinin yanı sıra katalogda Yoko Ono’nun kendi yazılarından çeşitli örnekler de yer alıyor.

Atlı Köşk ve bahçeye yayılan sergi
Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergisi, SSM’de Galeri -2 ve Galeri -3’ün yanı sıra Sakıp Sabancı Müzesi bahçesi ve Atlı Köşk içindeki Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu galerisine yayılan yapıtlarla geniş kapsamlı bir müze deneyimi sunuyor. Özellikle SSM Bahçe, yaz ve sonbahar ayları boyunca açık kalacak serginin ana mekânlarından biri olarak dikkat çekiyor. Burada Gökyüzü Merdivenleri (1968), Dilek Ağacı (1996), Harita Düşleme Parçası (2003), Görünmez Bayraklar (2015) ve Görünmez İnsanlar (2009/2017) gibi yapıtlar galeri duvarlarının ötesinde, açık havada deneyimlenebiliyor. Bu yapıtlar, Barışı Hayal Et, Uç, Düşle, Evet ve Yakınlarda Bir Ufuk Gördün Mü? gibi talimat odaklı billboard yapıtlarıyla birlikte sunuluyor.
Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu galerisinde ise Yoko Ono’nun Dört Rüzgâr (1991/1992) başlıklı kaligrafi serisi sergileniyor.
Sergi kapsamında Yoko Ono’nun ziyaretçiye çağrısı
Yoko Ono, İçses ve İçyapı sergisi kapsamında Yükseliş (2013) başlıklı yapıtı aracılığıyla kadınlara bir davette bulunuyor. Şiddet deneyimi yaşamış kadınlar, deneyimlerini anlatan yazılı bir metin ve yalnızca gözlerini gösteren bir fotoğrafla çalışmaya katkıda bulunmaya davet ediliyor. Dünyanın her yerinden her yaştan kadına açık olan bu iletiler, sergi boyunca müzede yer alan Yükseliş enstalasyonunun bir parçası haline geliyor.
İçses ve İçyapı sergisi kapsamında bu çalışmanın bir parçası olmak isteyenler, posta yoluyla Sakıp Sabancı Müzesi adresine ya da e-posta yoluyla yokoono.ssm@sabanciuniv.edu adresine metin ve fotoğraflarını göndererek projeye katılım sağlayabilir.
Çocuklara yönelik atölyeler
Sergi süresince, SSM Eğitim ve Öğrenme Programları tarafından çocuklara yönelik atölyeler de gerçekleştirilecek. Yoko Ono’nun talimat temelli sanat anlayışından ilhamla kurgulanan bu atölyeler, sanatı yalnızca estetik bir deneyim olarak değil; farklı kuşakları, düşünceleri ve deneyimleri bir araya getiren ortak bir keşif ve üretim alanı olarak ele alıyor. Katılımcıları hayal etmeye, sorgulamaya ve birlikte düşünmeye davet eden programlar, yaratıcı katılımı merkeze alan çok katmanlı bir öğrenme deneyimi sunacak. Atölyeler aracılığıyla katılımcılar barış, iletişim, zaman, hayal gücü ve ifade biçimleri üzerine düşünürken, fikirlerini çizim, yazı ve tasarım yoluyla ifade etme imkânı bulacak.

Yoko Ono’nun yaşam öyküsü
Yoko Ono (d. 1933, Tokyo), 1960’lardan günümüze çağdaş sanatın, müziğin ve performansın seyrini belirleyen öncü çalışmalarıyla tanınan bir sanatçı, müzisyen ve aktivisttir.
Japonya’da büyüyen, San Francisco ve New York’ta da dönemler geçiren Yoko Ono, Tokyo’daki Gakushuin Üniversitesi’nin felsefe programına kabul edilen ilk kadın olur; ardından 1953’te New York’a taşınarak Sarah Lawrence College’da öğrenimine devam eder. 1956’da eşi, besteci Toshi Ichiyanagi ile Manhattan’a yerleşir. Sanatçılar ve bestecilerden oluşan bir çevrede üretimlerini sürdüren Ono, izleyiciyi katılıma davet eden, çoğu zaman talimatlar olarak kurguladığı kendi özgün sanat pratiğini geliştirir.
1960’ta Aşağı Manhattan’daki Chambers Street’te bir atölye kiralar; burada besteci La Monte Young ile birlikte, gelişmekte olan New York sanat ve müzik sahnesinin önemli bir parçası haline gelen performanslar ve etkinlikler düzenler. İlk kişisel sergisini 1961’de George Maciunas ve Almus Salcius’un AG Gallery’sinde açar; sergide Üzerine Basılacak Resim gibi örneklerle Talimat Resimleri yer alır. Aynı yılın ilerleyen aylarında Carnegie Recital Hall’da, AOS – David Tudor’a ve Park Dünyasında Bir Greyfurt gibi hareket, ses ve vokal içeren yapıtların yer aldığı bir performans gerçekleştirir.
Ono, Mart 1962’de Tokyo’ya döner; Sōgetsu Sanat Merkezi’nde aralarında Nabız’ın da yer aldığı yeni performanslarını sunar ve Resim Talimatları’nı sergiler. AG Gallery’de gösterilen tuvallerinden evrilen bu yapıtlar, yalnızca yazılı talimatlardan oluşur ve sanat nesnesinin maddi varlığı yerine fikrin kendisini getirerek, kavramsal sanatın ortaya çıkışında belirleyici bir ana işaret eder. Aynı yılın ilerleyen aylarında John Cage ve David Tudor ile Japonya genelinde bir konser turnesine katılır. 1964’te Kyoto ve Tokyo’da Kesme Parçası ile Çuval Parçası’nı gerçekleştirir ve talimatlardan oluşan kurucu nitelikteki kitabı Greyfurt’u kendi olanaklarıyla yayımlar.
1964 sonlarında New York’a dönen Ono, performanslar gerçekleştirmeyi ve etkinlikler düzenlemeyi sürdürür. Aynı dönemde ilanlar ve kartpostal etkinlikleri aracılığıyla sanatını farklı biçimlerde dolaşıma sokarak yeni paylaşım yolları geliştirir. Film No. 4, Film No. 1 (Kibrit) ve Göz Kırpma/Fluxfilm No. 15’in de aralarında bulunduğu ilk filmlerini üretir.
Eylül 1966’da Sanatta Yıkım Sempozyumu kapsamında performans gerçekleştirmek ve bir konferans vermek üzere Londra’ya davet edilen Ono, burada birkaç yıl kalır. Indica Gallery ve Lisson Gallery’de sergiler açarak Beyaz Satranç Takımı, Elma ve Yarım Oda gibi yeni, nesne temelli kavramsal yapıtlarını sunar; aynı dönemde Film No. 4 (Popolar) için yeni bir versiyon da dahil olmak üzere, filmler üretmeye ve Zihin Müziği başlıklı konser turnesinde bir dizi performans gerçekleştirmeye devam eder. Indica Gallery’deki sergisinde John Lennon ile tanışır; bu karşılaşma, sanat, müzik ve aktivizme uzanan kişisel ve sanatsal bir ilişkinin başlangıcı olur.
1969’a gelindiğinde Ono ve Lennon’ın SAVAŞ BİTTİ! Bitmesini istiyorsan kampanyası ile Amsterdam ve Montreal’de gerçekleştirdikleri Barış İçin Yatakta gibi barış eylemleri uluslararası gündeme taşınır. Ono bu etkinlikler aracılığıyla kavramsal pratiğini politik ve toplumsal tahayyül alanına genişletir; sanatı aktivizm için uluslararası ölçekte bir zemine dönüştürür.
1960’ların sonu ile 1970’lerin başında Ono ve Lennon’ın üretimleri müzik, film ve aktivizmi merkeze alır. Beş yıllık bir süre içinde Ono, dört solo albüm ve Lennon ile birlikte dört ortak albüm yayımlar; aynı zamanda SİNEK, Özgürlük, “TECAVÜZ”, Apoteoz ve Hayal Et de dahil olmak üzere çeşitli filmler üretir. 1971’de ise ilk müze retrospektifini Everson Art Museum’da Bu Burada Değil başlığıyla gerçekleştirir; ayrıca New York’taki Museum of Modern Art’ta gayriresmî kavramsal sergisi Modern [F]art Museum’u düzenler.
1973’te Ono ve Lennon, “toprağı olmayan, sınırları olmayan, pasaportları olmayan, yalnızca insanlardan oluşan” kavramsal bir ülke olarak Nutopya’nın kuruluşunu ilan eder. İki yıl sonra oğulları Sean Ono Lennon’ın doğumu, çiftin göz önünden çekilme kararında belirleyici olur. 1980’de, 1972’den bu yana birlikte kaydettikleri ilk albüm için yeniden stüdyoya dönerler. Double Fantasy [Çifte Fantezi] o yılın kasım ayında yayımlanır ve 1981’de Yılın Albümü dalında Grammy Ödülü’nü kazanır. Yayımlanmasının ardından bir aydan kısa bir süre geçtikten sonra John Lennon, New York’taki evlerinin önünde suikasta uğrayarak öldürülür.
Bu kaybın ardından Ono, kendini müziğe verir ve 1980’ler boyunca birçok albüm yayımlar. “Hayatta kalmamı sağlayan müzikti,” diye açıklar. Yapıtlarının müze ve galeri sergilerinden uzun süre uzak kalmasının ardından 1989’da Whitney Museum of American Art’ta açılan Yoko Ono: Nesneler, Film başlıklı kişisel sergisi, yapıtlarına yönelik ilgi ve takdirin yeniden canlandığını gösterir.
2000’de New York’taki Japan Society Gallery’de başlayan Evet Yoko Ono retrospektifi, dört yıl boyunca on üç uluslararası mekâna taşınır. Ono, 2007’de İzlanda’nın Reykjavik kıyılarındaki Viðey Adası’nda BARIŞI DÜŞLE KULESİ’ni açarak kendisinin ve Lennon’ın dünya barışına yönelik uzun soluklu bağlılığına kalıcı bir biçim kazandırır. 2009’da 53. Venedik Bienali’nde Altın Aslan Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık görülür. Aynı yıl Ono, 1973’ten bu yana çıkan ilk Plastic Ono Band albümü olan Between My Head and the Sky’ı [Başımla Gökyüzü Arasında] yayınlar. 2018’de ise on üçüncü solo albümü Warzone’u [Savaş Bölgesi] çıkarır.
Ono’nun yapıtları, New York’taki The Museum of Modern Art (2015), Museum of Contemporary Art Tokyo (2015), Londra’daki Tate Modern (2024), Berlin’deki Neue Nationalgalerie (2025), Museum of Contemporary Art Chicago (2025), İspanya’nın León kentindeki MUSAC, Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León (2025), Los Angeles’taki The Broad (2026) ve İstanbul’daki Sakıp Sabancı Müzesi (2026) gibi dünyanın önde gelen kurumlarında düzenlenen çok sayıda sergiyle takdir görmeye devam ediyor.
Yetmiş yılı aşan kariyerinde Ono’nun hem bir sanatçı hem de bir aktivist olarak ortaya koyduğu üretim, sanatçı ile izleyici arasındaki sınırları sürekli yeniden kuran benzersiz güncelliğini bugün de koruyor.




